Atopik dermatit

Çocukluk Döneminde Atopik Dermatit: Nasıl olur? Nasıl Korunulur?

Atopik dermatit sıklığı son yıllarda giderek artan derinin kronik inflamatuar (yangısal) bir hastalığıdır. Atopik dermatit  pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Genetik yatkınlık, bağışıklık yanıtı, derideki hücrelerin fonksiyonunu tam olarak yerine getirememesi ve çeşitli çevresel faktörler hastalığın ortaya çıkmasında etkilidir. Endüstrileşmenin arttığı bölgelerde atopik dermatit sıklığının artması batı tipi yaşam tarzıyla ilişkilendirilmiştir. Bu durum kişinin faydalı mikroplara maruziyetinin azalmasına ve bu da  bağışıklığın tolerans cevabında azalmaya neden olarak alerjik hastalıklara yol açmaktadır. Özellikle bebeklik ve çocukluk dönemlerinin barsak mikrobiyatasının gelişiminde önemli ve hassas dönemler olduğu ve bu dönemlerde  atopik dermatite yatkınlığın ortaya çıkabileceği bilinmektedir.

Erken dönemde mikroplara maruz kalmak atopik dermatit riskini azaltmaktadır. Ailenin en küçük çocuğu olmak ve hayatın ilk yılında kreşe gitmek  yaşamın  erken dönemlerinde mikroplara maruz kalmaya neden olarak bu riski azaltır.  Çiftlik yaşamı, pastörize edilmemiş çiftlik sütü kullanımı, annenin gebeliğinde çiftlik hayvanlarına yakın teması da atopik dermatitten koruyucudur. Erken yaşta antibiyotik kullanımı barsak florasını olumsuz yönde etkileyerek  atopik dermatit riskini arttırabilir. Bu veriler sağlıklı yani çeşitlilik ve sayı açısından yeterli mikrobiyatanın önemini desteklemektedir.

Atopik dermatit riskini arttıran çevresel faktörler nelerdir?

  • İklim: Dış ortamın düşük sıcaklıkta olması riski arttırırken, UV ışığa maruziyet koruyucudur.
  • Kırsal vs. Kentsel yaşam: Kırsalda yaşamak kentsel yaşama göre koruyucudur
  • Hazır gıda tüketimi  ve obez olmak atopik dermatit riskini arttırır
  • Çevresel kirleticiler: Hava kirliliği ve sigaraya maruz kalmak atopik dermatit riskini arttırır

 Atopik dermatitten korunulabilir mi? Neler yapılabilir?

Beslenme: Anne sütü ile beslenme atopik dermatitten koruyucu olabilir. Anne sütü alamayan ancak alerjik hastalık açısından riskli olan bebeklerde ileri hidrolize ya da yarı hidrolize mama (alenjen özelliği düşük) kullanmak atopik dermatit ve besin alerjisi riskini azaltabilir. Ek gıdalara 4-6 ay arası dönemde başlamanın atopik dermatitten koruyucu olabildiğine dair veriler bulunmaktadır. Ek gıdalara geç  başlamanın besinlere tolerans gelişimini engelleyebileceği ve besin alerjisine yatkınlık sağlayabileceği bilinmektedir. Gebelik döneminde ve erken çocuklukta balık tüketimi de egzamadan koruyucudur. Hayatın ilk yılında bağırsaktaki hücrelerin beslenmesi için gerekli kısa zincirli yağ asitleri tüketimi de bu riski azaltabilir. Kısa zincirli yağ asitlerini arttıran besinler sebzeler, meyveler, yoğurt ve tereyağıdır.

Barsak mikrobiyatasının düzenlenmesi: Pre- ve probiyotiklerin  prenatal(doğum öncesi) ve/veya postnatal (doğum sonrası) dönemde kullanılması daha sağlıklı ve çeşitliliği fazla mikrobiyota sağlamak için önemlidir. Prebiyotikler faydalı bakterilerin(probiyotiklerin) beslenmesini sağlayan maddelerdir. Farklı probiyotiklerin  (genellikle Lactobacillus ve Bifidobacterium) doğum öncesi ve /veya doğum sonrası dönemlerde kullanılması üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Probiyotiklerin gebelikte ve hayatın erken döneminde kullanılması egzama riskini %21 azalttığı gösterilmiştir

Deri bariyerinin güçlendirilmesi: Nemlendiricilerin (emolyent) egzama riski olan bebeklerde erken dönemde kullanılması deriyi güçlendirerek ve nem kaybını engelleyerek egzama riskini azaltmaktadır.

Egzama inatçı kuruluk, kaşıntı ve kızarıklıklarla giden, çocuğun yaşam kalitesini ve konforunu bozan bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik eğilim önemli olmakla birlikle bu önerilere dikkat ederek   hastalığı önleyebilir ya da seyrinin daha iyiye gitmesini sağlayabiliriz.

Doç. Dr. Şule Çağlayan Sözmen

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.