Hava Kirliliğinin Çocuk Sağlığı ve Alerjik Hastalıklar Üzerine Etkileri Nelerdir

Hava Kirliliğinin Çocuk Sağlığı ve Alerjik Hastalıklar Üzerine Etkileri Nelerdir?

Hava kirliliği havada insan sağlığına zararlı maddeler bulunması olarak tanımlanır ve kalp-damar hastalıklarına bağlı erken ölümden, astım, akciğer enfeksiyonları ve akciğer kanseri gibi pek çok hastalıkla ilişkilendirilmiştir. Hava kalitesi gelişmiş ülkelerde giderek artarken, gelişmekte olan ülkelerde hava kirliliği sürekli olarak artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü 10 kişiden 9’unun kötü hava soluduğunu bildirmektedir. Kentsel alanda yaşayan insanların %80’i Dünya Sağlık Örgütü’nün belirttiği limitleri aşan hava kirliliğine maruz kalmaktadır.

Bir insan yaşayabilmek için günde ortalama 10-15 m3 hava solur. Eğer soluduğu hava kirliyse bunun zararlı etkilerine solunum sistemi doğrudan maruz kalır. Çocuklar hava kirliliğinin zararlı etkilerinden erişkinlere göre daha fazla etkilenirler. Erişkinlerden en önemli farkları ise dakika da aldıkları nefes ya da soluk sayılarının  çok daha fazla olmasıdır. Bu nedenle  erişkinlerle benzer hava kirliliğine maruz kaldıklarında vücutlarına aldıkları toksin ve partiküller daha fazladır. Çocukların  vücutlarındaki detoksifikasyon sistemi ya da diğer ismiyle  vücuda giren  zararlı maddelerin temizlendiği sistem erişkinlerdeki kadar gelişmemiştir ve metabolizmaları farklıdır. Gelişmekte olan akciğerleri erişkine göre daha hassastır ve  bu durum astım ve diğer akciğer hastalıklarının  daha kolay ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenlerle çocukların temiz hava solumaları çok önemlidir.

Solunan havanın kalitesinin çocuk sağlığına etkileri anne karnında başlamaktadır. Anne karnındaki bebeğin  hücreleri erişkin bir insanın hücrelerine göre bebeğin büyümesi sırasında çok daha hızlı bir şekilde artar. Bu durum bebeği dışardan gelen tüm zararlı etkilere çok daha hassas hale getirir.  Gebelik döneminde bu kirleticilere maruz kalmak organ gelişiminde bozukluklara ve hayatın ileri döneminde de hastalıklara yol açabilir. Yani bir bebeğin daha ilk nefesini almadan anneden soluduğu kirli hava nedeniyle akciğerlerinde hasar başlayabilir. Akciğer gelişimi gebeliğin 4-7. Haftalarında başlar ve 36. Haftada ise akciğerin en ucundaki  kesecikler oluşur. Bu keseciklerin olgunlaşması ergenlik dönemine  ve hatta erken erişkin döneme kadar devam eder. Dolayısıyla akciğer gelişimi diğer organlara göre daha uzun bir zamana yayılır. Başta partikül madde gibi havadaki kirleticilere gebelik sırasında maruz kalmak sağlıklı ve astımlı çocuklarda akciğer fonksiyonlarında azalma, ilk 2 yaşta hırıltı/hışıltı ataklarında artışa ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarına sebep olmaktadır. Bebeklik ve çocukluk döneminde bu  kirleticilerin olmadığı ya da daha az olduğu ortamlarda yaşayan çocuklarda astımlı olsun ya da olmasın akciğer fonksiyonlarının daha iyi olduğu görülmüştür. Doğumdan 7 yaşına kadar olan dönemde hava kirliliğine maruz kalmak astım olma riskini belirgin arttırmaktadır.

Sanayileşme ve trafik yoğunluğunun artması özellikle kentsel bölgelerde ve büyük şehirlerde trafik ilişkili hava kirliliğini gündeme getirmiştir.  Nitröz oksid, sülfür oksid, karbon monoksid, partikül maddeler trafik ilişkili hava kirliliğine yol açtığı en iyi bilinen maddelerdir. Trafik ilişkili hava kirliliği aynı zamanda iç ortam kirliliğine de yol açmakta ve çocukların kesintisiz hava kirliliğine maruz kalmalarına neden  olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre düşük ve orta gelirli ülkelerde çocuklarda akciğer enfeksiyonu nedenli ölümlerin yarısı hava kirliliği nedeniyle olmaktadır. Bu çocukların yaşamaları durumunda ise hava kirliliğine bağlı olarak akciğer, kalp ve beyinde hasar oluştuğu ve bu durumunda  sağlıklı bir erişkin yaşama ulaşmalarını engellediği görülmüştür.  Hava kirliliğine maruz kalmak  bilişsel fonksiyonlarda bozulmaya, öğrenme güçlüklerine yol açarak gerçek potansiyellerine ulaşmalarını engeller.

Özellikle  dizel motorlu araçlarda benzinlilere göre 100 kat daha fazla partikül madde üretmektedir. Bu partikül maddelerin çapları ne kadar küçükse sağlığa olan olumsuz etkileri o kadar fazladır. Sağlıklı gönüllülerde yapılan çalışmalarda dizel egzoz partiküllerine maruz kalmak balgam üretiminde artışa, akciğerdeki iltihap hücrelerinde artışa neden olmaktadır. Hava kirliliğine  maruz kalmak sağlıklı çocukların astım olma olasılığını arttırırken  astımlı çocukların ise şikayetlerinde artışa sebep olur. Toksinler ve partikül maddeler deriyi hasarlayarak ve derinin bariyer yapısını bozarak egzamaya neden olurlar. Bu kirleticilere doğumdan itibaren maruz kalan çocukların bağışıklık yanıtları alerjik hastalık geliştirme eğilimindedir ve bu nedenle polen alerjisine bağlı alerjik nezle sıklığı da belirgin artar.

Çocuklarımızın sağlığı için günlük hayatta elimizden geleni yapıyoruz. Ancak yeşil alanların azalmasıyla giderek artan betonlaşma, acele hayatlarımızı daha da hızlandırmak için yarattığımız yoğun trafik, konforumuzu arttıran sanayileşmenin getirdiği kirliliğin aslında tam da en çok sevdiklerimize en çok zararı verdiğinin ne kadar farkındayız? Bireysel seçimlerimiz tüm bunları tamamen ortadan kaldırmaya yetmese de uzun dönemde kitlelerin doğru seçimlerine dönüşmesiyle gelecek nesillere rahat nefesler bırakabiliriz. Ne dersiniz?

Doç. Dr. Şule Çağlayan Sözmen

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.